CVZ Dergi

Kapitalizmde Etik Tüketim

Kapitalizmde etik tüketim mümkün mü?

Hepimizin belli görüşleri vardır. Mesela makyaj ürünleri için hayvanlar üzerinde deney yapılmasına karşı olabiliriz. Serbest piyasa da bize bir sürü seçeneğimiz olduğu hissini verir.”cruelty free” olmakla bilinen Body Shop’u görünce doğru olanı yapmak için oradan alış veriş yapmaya başlarız. Gönlümüz rahat eder ve paramız da onlara gider. Ama aslında BodyShop’un hayvanseverler tarafından popülerleştirildiği 11 sene boyunca L’Oreal’in bir parçası olduğunu unuturuz. L’Oreal hayvanlar üzerinde test yapmasına rağmen hayvanları korumak için harcanan paralarla zenginleşmiştir. Oysaki o insanlar doğru olanı yapmaya çalışmıştır…

Veya örneğin Nestle’nin işçilerine kötü davrandığını öğrenirsiniz. Sorumluluk alma isteğiyle dolunca sizin karşınıza gelen ilk seçenek onlardan alışveriş yapmamaktır. Ama Nestle yemek sektörünün büyük bir kısmını kontrol eder. Nesquick, Nescafe, Polo, Kitkat, Eriklu Su, Damak çikolata, Nerdz… Kısaca tekellere karşı tüketimle savaşmak çok zordur.

Monopolileşmiş Bir Yemek Sektörü

Tıpkı bizim poşet kullanmayarak doğayı kurtarmayı istememiz gibi saçmadır bu. Eğer her insan bilinçlenip poşet kullanmayı bıraksaydı pek büyük bir fark oluşmazdı. Neden mi? Çünkü doğayı en fazla kirletenler fabrikalardır. Benim tüm hayatımda çıkaramayacağım atığı fabrikalar bir günde çıkarır. Eğer onlar değişmezse hiç bir şey değişmez. 
Peki neden değişmiyorlar? Çünkü doğa dostu bir hale gelmek çok masraflı. Serbest piyasadan düşmek istemiyorsanız sizin de diğer şirketler kadar para kazanmanız gerekiyor. Doğa dostu olup fazladan masraf çıkarırsanız piyasadan düşersiniz. Zaten bu yüzden genellikle işçilerini en kötü koşullarda çalıştıran şirketler başarılı olur.

Şirketlerin amacı kar etmektir, insanlığa yararlı olmak asla bu hedefin önüne geçemez. Üretim bizim için değil, burjuvanın cebine giden para içindir. Mesela her sene LGBTQ yürüyüşlerine sponsor olan bankalar, topluma çok “iyi” görünürler fakat onlar gay olmanın idamla sonuçlandığı ülkelerde de büyük bir güce sahiptirler. Ama bu güç asla orada propoganda yapmak için kullanılmaz, hayır sadece LGBTQ olmanın toplumca onaylanmaya başladığı yerlerde reklam amaçlı kullanılır.

Kısaca kapitalizmde etik tüketim diye bir şey yoktur çünkü hiç bir şirketin temel amacı insanlığa yararlı olmak değildir. Herkesi besleyecek kadar yemek üretiriz ama dışarıda aç insanlar varken satılamadıklarından dolayı raflarda çürümelerine izin veririz. Bunun, şirketlerin kötü kalpli insanlar tarafından yönetilmesiyle bir alakası yoktur. Kapitalizmin kendisiyle alakalıdır. Hep en az masraf yapıp en çok sömüren, en çok dolandıran kazanır. 

Doğa dostu birinin kapitalizmden yana olması imkansızdır çünkü çoğu kere doğayı korumak bir masraftır. Kadın haklarından yana bir insan bu sistemi sevemez. 8 Mart, Amerika’da 10 saatlik çalışma için greve çıkan kadınların yakılmasıyla Dünya Emekçi Kadınlar Günü olmuştur. İşçileri aylardır grevde olan Flormar ise 8 Mart adı altında indirim yapar; ya da örneğin kadınlar hamile kalınca izin almak zorundadırlar, en doğal haklardır. Fakat bunu göz önünde bulunduran bir şirket kadınları işe almakta daha çekingen olacaktır. Bunların iyi ya da kötü olmakla ilgisi yoktur, hepsi kapitalizmin doğal sonuçlarıdır. Bu sebeple kapitalizmde etik tüketim diye bir şey imkansızdır.  Kapitalizmde cüzdanınızla bir fark yaratabilceğinize inandırılırsınız.

Asya Su

Biri vardır, genellikle ailesinden gelen mirasla fabrikalar satın alır. Sonrasında da onun için çalışacak insanlar bulur. Hiç bir emek harcamayıp bu insanların ürettiklerine el koyar. Bu kimse burjuvadır ve çalıştırdığı işçilerin hayal edemeyeceği bir miktarda para kazanır. Ben buna karşıyım, en azından bunun gerçekleşmesine izin veren sisteme karşıyım. Kimse bileğinin hakkı ile milyarder olamaz.

Yorum ekle